Ebru Sanatının Tarihi

23 Ekim 2011 Genel Kültür

 Ebru Sanatının Tarihi

Ebru sanatının tarihinin söylentilere göre Çağatayca’ya dayandırılması, Özbekler tekkesinin ilk şeyhlerinden Sâdık Efendi’nin bu sanatı Buhara’da öğrenmiş olması ve Çin’de VIII. asırdan itibaren Liu-şa-şien, Japonya’da XII. asırdan itibaren suminagaşi ve beninagaşi isimleriyle su üzerinde yapılan uygulamaların varlığı gibi ipuçları bu sanatın doğduğu yerin Orta Asya olduğu tezini kuvvet-lendirmektedir . Devamı

Bir Gülün Hikayesi

23 Ekim 2011 Hikaye

 Bir Gülün Hikayesi

Onlarla yıllar önce tanıştım. Bir cafede yani yemekten sonra müzik dinlemeye gidilebilen bir yerde… Ben masalardan birinde, tek başıma vazonun içinde duruyordum. Canım sıkılıyordu aslında. Özel olarak bu iş için, evleri, cafeleri, restorantları ve iş yerlerini süslemek, insanlar tarafından sevdiklerine hediye edilmek üzere yetiştiriliyordum. Benim kaderimde de buraya satılmada vardı, sevdiklerimden ayrılmış, bu vazoya yerleştirilmiştim. Can sıkıntısı içinde akibetimi bekliyordum daha ne kadar yaşayacağımı bilmeden. Kimse benimle ilgilenmiyordu. O gelene kadar… Devamı

İvana Sert Resimleri

22 Ekim 2011 Resimler

ivana İvana Sert Resimleriivana sert bikini İvana Sert Resimleriivana sert frikikleri İvana Sert Resimleriivana sert İvana Sert Resimleriivana sert resim İvana Sert Resimleriivana sert frikik İvana Sert Resimleriivanasert İvana Sert Resimleriivana sert photo İvana Sert Resimleriivana sert resimleri İvana Sert Resimleri

ömür Kumaş Gibi Degil Ki

21 Ekim 2011 Hikaye

Ünlü bir dokumacının özenle dokuyup sattığı bir top kumaşta bir kusur görülür
ve dokumayıca iade edilerek bedeli geri istenir.
Dokumacı parayı verir fakat iki
damla yaş süzülür yanaklarından.

sorarlar:

Niçin ağlıyorsun? Kumaşı verdik diye bu kadar üzüleceksen alıp gidebiliriz.

Paranda sende kalır.

dokumacı cevap verir:

Hayır kumaş için ağlamıyorum.

Onun bir kusuru görüldü ve geri çevrildi.Fakat, ya ömür boyu yaptıklarım…

Allaha arzolunduğunda böyle bir kusur yüzünden geri çevrilecek olursa, halim nice olur benim? Bir an bunu düşündüm de
ağladım.
Hayat kumaş gibi değil ki, düzeltilsin ya da tekrar dokunsun!

AZİM (TEK KOLLU ŞAMPİYON)

21 Ekim 2011 Hikaye

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti.
Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı.
Çocuk bir gün hocasına “hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu.
Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, “hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim” Hocası ise “sen sadece hareketi yap” cevabını verdi.
Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.
Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu
“hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum”
Hocası çocuğa baktı ve dedi ki,
“senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir.
Ve bir tek savunması vardır
o da, rakibin sol kolunu tutmak”.

Kavanoz Ve 2 Fincan Kahve

21 Ekim 2011 Hikaye

 

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!
Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez . kavanozunu
alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza
döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, . onlar
da `evet` doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,Öğrenciler de koro halinde `evet` derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler
gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek `eveet` Diyerek;
Ben `Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım ` Der.
Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,
eviniz, arabanız vs.

Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

`Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız…` diye, anlatmaya devam eder, `çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. .

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını
karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin . Gerisi hep kumdur.

Bu Ara Bir öğrenci sorar; `Peki, O iki fincan kahve nedir?`
Profesör gülerek: `Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar
yer vardır !!! `

Bob Marley`in Hayatı

21 Ekim 2011 Biyografi

 Bob Marley`in Hayatı

Gerçek ismi Robert Nesta MARLEY olan Bob MARLEY 1945 Jamaika doğumludur.

Onu anlamak için çocukluğu hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Bob MARLEY ‘in babası bir İngiliz deniz subayı, annesi yerli idi. Babasını 5 yaşında kaybetti ve annesi ile birlikte Kingston’a taşındı. Ülkesinin banliyölerinde ırkçılığın gölgesinde bir melez çocuk olarak büyüdü. Kingston ‘da hayatı boyunca en iyi arkadaşı Bunny Livingston ile tanıştı.

The Wailers grubunu arkadaşları Bunny Livingston ve Peter Tosh ile kurdu. Hayarı boyunca devam ettiği gibi bu grupta da hem vokalist, hem gitarist hem de şarkı sözü yazarı olarak görev alıyordu. Grubun çıkarttığı ilk single ‘Simmer Down’ oldu. Grubun diğer üyeleri de Bob MARLEY gibi profesyonel müziğe yalnız devam ettiler.

Bob MARLEY ‘in kariyeri üç kadın reggea sanatçısı ile kurduğu The I-Threes adlı grupla devam etti. Müzik donanımı ve yaratıcılığı ile sadece kendisinin ve grubunun değil Afrika müziğinin tüm dünyaca tanınmasına olanak sağladı.

Bu gruptan sonraki kariyeri solo devam etti. 1972 ‘te ‘Catch A Fire’, 1973 ‘te ‘Burnin’ ve 1975 yılında yayınladığı ‘Natty Dread’ ile Hem Avrupa hemde Amerika ‘da ün kazandı. Bu ün ona haklı genişlikte bir dinleyici kitlesi sağladı. Bu dönem içerisinde de Avrupa ‘nın büyük kentlerinde konser verme şansı edindi.

Şarkıları basit siyasal öğretiler içerir. Bunlar ırkçılığa, nefrete, kine ve şiddete karşı sadece sevginin kalabileceği, barışın ve aşkın dünyanın tek ideolojisi olmasına yöneliktir. ‘Get up, Stand up’, ‘Buffalo Soldier’ ve ‘I Shot the Sheriff’ gibi parçaları basit politik mesajlar içerir.

Müziği ve felsefesindeki önemli rol oynayan etmenlerden biride dinidir. Bob MARLEY, 1966 yılında Rastafarianizm dinini kabul etmiş ve bu doğrulta yaşamaya başlamıştır. Kısaca Rastafarianizm hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu din Musevilik ve Hristiyanlık gibi ‘ilahi’ dinler ile Mısır Tanrısı RA ‘nın dininin karışımı benzeri bir dindir. Tabii bu benzetme çok sığdır. Rastafarianizm ‘e göre Musa İsrailoğullarına değil aslında zencilere ve özellikle Etioypyalılara gönderildiğine inanırlar. Vadedilmiş kutsal topraklar ‘Zion’ yani cennet kavramına sahiptir. Bu din ve kültür Reggea müzk türüne ilham olmuş, kaynaklı etmiştir. Rastafarianizm ‘ce kutsal olan renkler vardır. Bunlar Jamaika’nın bayrak renkleri de olan; siyah, sarı, yeşil ve kırmızıdır. Siyah zencileri, sarı mücevher ve hazineleri ve yeşil de üzerinde yaşadığımız dünyayı temsil eder. Rastafariler, insan bedeninin toprağa geldiği gibi tek parça dönmesine inanırlar ve cerrahi operasyonlara karşıdırlar. Dilimizde ‘rasta’ , ingilizcede ‘dreadlock’ olarak bilinen saç modeli de Rastafariler için kutsaldır ve bu görünüşün moda haline gelip herkesçe kullanılmasına da karşılardır.

O ülkesinde, kıtasında ve tüm dünyada ırkçılık ve nefreti, barış ve sevgi ile değiştirmeyi kendine görev edimişti. Bu yüzden mücadele etti. Bir barış mitinginde sahne alması gerekiyordu. Sahneye çıkacağı gün evine gelen iki kişi tarafından silahla vuruldu. Ama o durmadı. İki gün sonra sahneye çıkarken ona dinlenmesi gerektiğini, neden ayağa kalktığını soran birisine, “Bu dünyayı daha da kötü bir yer haline getirmek isteyenler bir dakika bile dinlenmiyorlar. Ben nasıl dinlenebilirim?” diye cevap vermiştir.

1975 yılında çıkarttığı ‘No, Woman No Cry’ şarkısı dünyanın dört bir yanında dinlendi. Ama art niyetli insanlar Jamaika ‘daki ingilizcenin farklı kullanımı sonucu oluşan yanlış anlaşılma nedeni ile şarkıyı ‘Kadın Yok, Ağlamak Yok’ şeklinde dinlediler yada öyle anlamak istediler. Erkek gruplarının en gözde şarkısı olmuştu. Ama Bob MARLEY ‘den, onun görüş ve felsefesinden böyle birşey çıkmayacağını bilmiyorlardı. Şarkının aslı ‘Hayır, Kadın Daha Fazla Ağlama’ dır.

O sadece ülkesi ve Afrikalılar için iyi bir müzisyen, başarılı bir sanatçı değil tüm dünya için umut kaynağı idi. Ülkesindeki ve Afrikada ki sorunları dünyanın görmesini sağladı. Çözüm için mücadele etti. Tüm dünyanın en büyük problemleri olan ırkçılık, nefret ve şiddet ‘i yenmeye çalıştı, insanlara yol gösterdi. Bu insani yönü sebebi ile de Birleşmiş Milletler tarafından ‘Barış Madalyası’ ile ödüllendirildi. O politik müzikte yani bir çağ açtı. Çünkü o müziği ile insanları fikir ve eylemlerini değiştirmeyi başarabilmişti.

1977 yılında çıplak ayakla futbol oynarken oluşan bir yaradan dolayı deri kanseri oldu. Dini inançları gereği parmağının kesilmesini istemedi. 1981 yılında bir konserden ülkesine dönerken uçakta fenalaşan Bob MARLEY ‘in sağlık sebebi ile uçak Miami’ye acil iniş yaptı ve Bob MARLEY 11 Mayıs 1981 yılında daha 36 yaşında iken hayatını kaybetti. Ülkesine döndüğünde, ülkesi, kültürü ve Afrika halkları için yaptıklarından dolayı Jamaika’nın en büyük ödülü ‘MERIT’ ile onurlandırılacaktı fakat ömrü bunu almaya yetmedi. Ömrünün son sözleri oğlu Ziggy ‘e “PARA HAYATI SATIN ALAMAZ.” oldu.

Sonraki Sayfa »